Yazarın notu: Bu öyküyü Tengu adlı serinin 30. bölümünden sonra okumak, Tengu adlı seriyi takip etmiş kimseler için önerilen okuma sırasıdır. 1- Karanlık ve Lityum Yerde çizili olan şekil tekinsizdi. İrili ufaklı pek çok renkten taş düzenli aralıklar ile dizilmişlerdi ve bir iç halka oluşturacak biçimde düzen oluşturuyorlardı. Hiç biri yetişkin bir adamın avuç [...]
‘Kırmızı’ Kategorisi için Arşiv
Yazıya nasıl giriş yapsam bilemedim. Şu aralar oynadığım oyunlardaki noel kutlamalarından bahsedesim geldi galiba ondan açasım geldi bir blog yazı taslağı. Belki yayınlamam bile bunu, bakacağız artık. Yazmak istediğim pek fazla şey yok animeler ve mangalar ile ilgili ama bu sırada aklıma gelen olursa ufaktan değineceğim.
Çadıra giren habercinin bir kolu yerinde değildi ve adam kanlar içindeydi. Buna rağmen ağzından çıkan iki kelime ile tüm çadır sessizliğe büründü. Kur-onhi idi söylediği iki kelime. Ortak dilde kara iblis anlamına gelirdi ve Dobargon ülkesinin insanlarının mitlerinde en çok korkulan şeytani tanrının elçilerinden birisini simgelerdi.
Bir yaz sonu akşamıydı, sonbahar yakındı. Ilık bir güneş renklendiriyordu hâlâ, gökyüzünü. Çayırlar yabancı, altın gibi, bir ışıkla parıldadı ve vadilerden indi, gecenin yumuşak pusu. Bir sesin tınısı duyuldu havada, çobanı yerinden kalkmaya iten.
Ozetreth karmaşık mizaçlı bir büyücüydü. Bunun başlıca sebebi kimilerine göre birden çok kişiliği memnuniyet ile taşıması ve her birinin bir ötekinin kendilerine has güçlerinden yararlanmasıydı. Hiçbir meslektaşı Ozetreth ile yollarının çakışmasını istemezdi. Ozetreth’in, geçmişi nereye dayandığı bilinmeyen, eski bir davranışı vardı, büyücülerin belli şeyleri yapmasını sevmez ve bunlara katı yöntemler ile engel olurdu.
Hadrhune şok halindeydi. Bedeninin kontrolünü bıraktığında Tengu az daha yere düşecekti. Dönüp Alice’e baktı ve onun merak içindeki bakışları ile karşılaştı. “Hadrhune ona anlatmalıyız.” Dedi düşüncelerinde. Hadrhune sessizdi ama bu uzun sürmedi. Alice’e doğru sözlerini sakınmadan gördükleri her şeyi anlattı.
İkili ne kadar zamandır kendilerini kapattıklarından tam emin olmadıkları kilerden kafalarını çıkardıklarında etrafın olması gerektiğini düşündüklerinden daha sessiz olduğunu fark ettiler. Kiler köyün en büyük evinin altındaydı. Birilerinin onları izliyor olabileceğini bildikleri için çok da şüphe yaratmadan sessizce oradan ayrılmaya karar vermişlerdi ama kimseler yoktu.
“Baba neden o insana bu kadar zaman ayırdın?” Soru belliydi ve Mathilda kesin bir cevap bekliyordu. Esrod bugüne kadar ona sorduğu her sorunun cevabını verdi ve asla yalan söylemedi. Esrod yalan söylemezdi ama onun gerçeklik yelpazesinden bir doğru seçmesi ara sıra kaçınılmaz olurdu.
Tüm gece boyunca ustası yakalamasını söylediği kız ile bir pansiyon odasının fazla kullanımdan değilse bile uzun süre var olmaktan eskimiş tahta masasının başında oturup konuştular. Tengu her fırsat bulduğunda dinlenmeyi ve uyumayı adet edinmiş biriydi. Konuştukları arasından sadece birkaç önemli olabilecek kelime o istemese bile aklında kaldılar. “Alice, Hadrhune”
“Hadros’un mikro kütle bağımsız genleşme formülünün neden son yıllarda önem kazandığını hanginiz özetleyecek?” Dedi sıkıcı bir ses ona rüyalarının en derinlerinde. Başka bir ses ise ‘Enoch uyan!’ diye figan etti. Oturduğu yerden dimdik ayağa kalktı ve ezberden soruyu cevaplamaya başladı bile.



